Haberler

Asbest Atığı ve Bertarafı

Asbest Nedir?

Asbest, ticari adıyla amyant, jeolojik olarak lifsi kristal yapısına sahip silikat (magnezyum silikat, kalsiyum-magnezyum silikat, demir-magnezyum silikat) bileşimindeki bir grup mineralin ortak adıdır. Asbest sahip olduğu fiziksel ve kimyasal özelliklerinin bir sonucu olarak gösterdiği yalıtkan özelliği nedeniyle çok uzun yıllardır kullanılmış ve “sihirli mineral” olarak bilinmiştir.

Asbest Kullanım Alanları 

Asbest, tutuşmazlık, sıcaklığa ve pasa mukavemet, ısı izolasyonu, yüksek mekanik dayanıklılık, asitlere ve bazlara karşı dirençli, elektrik geçirgenliği çok az ve kimyasal tepkimelere girmeyen inert bir maddedir. Tüm bu özellikleri nedeni ile öncelikli inşaat/yapı sektörü olmakla beraber, en çok gemi otomotiv, tekstil ve diğer sanayi alanlarında kullanımı tercih edilmiştir.

Ülkemizde inşaat/yapı sektöründe asbestin ne kadar kullanıldığına dair veriler oldukça sınırlı olmakla birlikte gerek bina gerekse endüstriyel birçok yapının üretim süreçlerinde kullanıldığı bilinmektedir. Bu nedenle bu yapıların yıkımı ve tadilatı gündeme geldiğinde, faaliyete başlamadan önce asbestin bulunup bulunmadığına ilişkin gerekli analizlerin yapılması ve asbest maruziyetinin önlenmesi gerekmektedir.

Ülkemizde, yıllık asbest ithalatı çok yüksek miktarlarda gerçekleşse de 2008 yılından itibaren asbest kullanımı kontrol altına alınmış, Aralık 2010 tarihinde çıkarılan Bakanlar Kurulu kararıyla her türlü asbest kullanımı ve ticareti birçok dünya ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de yasaklanmış ve asbest söküm işinin temel koruyucu önlemleri mevzuat hükmü haline getirilmiştir.

Asbestin İnsan Sağlığına Etkileri Nelerdir?

Asbest lifleri havada solunur hale geldiklerinde tehlikeli ve öldürücü etki yaratmaktadır. Solunan lifler akciğerlerde birikmekte ve zarar vermektedir. Bu durumda akciğerde zedelenmeler başlamakta ve bu da akciğerin çalışmasını engellemekte ve kansere yol açmaktadır. Asbestli malzemelerin gerek üretiminde gerekse sökümünde çalışanlar, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda, farkında olmadan bu maddeye maruz kalabilmektedirler.

Asbest yüzyıllar boyu ve yaygın bir şekilde kullanıldığı halde, meydana getirdiği sağlık sorunları yirminci yüzyılın başında anlaşılmaya başlanmıştır. Bunun sebebi, bazı vakalarda olumsuz sağlık etkilerinin 40 yıl sonra dahi ortaya çıkabilmesi ve eski dönemlerde insanların şimdikinden çok kısa yaşamalarıdır. Yarattığı sağlık riskleri nedeniyle günümüzde başta AB olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde asbestin üretilmesi ve endüstride kullanılması yasaklanmış; birçok ülkede ise ciddi kısıtlamalar getirilmiştir.

Ülkemizde yapılan bir araştırmada en az 1 200 000 ton asbest hammaddesinin gerek ithalat gerekse çok kısıtlı bir miktarda olsa da yerli üretim yoluyla hayatımıza giriş yaptığı, ulusal sanayinin değişik sektörlerinde kullanıldığı belirtilmiştir. Dünya genelinde ise, hali hazırda 125 milyon insanın işyerinde asbeste maruz kaldığı tahmin edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, her yıl 90.000’den fazla insanın işyerinde asbest maruziyeti sonucu asbeste bağlı Akciğer Kanseri, Mezotelyoma ve Asbestoz’dan öleceği tahmin edilmektedir. Mesleki kanserden meydana gelen her üç ölümden birinin asbest nedenli olduğu tahmin edilmektedir.

Asbest liflerine solunum yoluyla maruz kalındığında ölümcül hastalıklara neden olabildiğinden asbest ile ilgili çalışmaların son derece dikkatli yürütülmesi gerekmektedir. Asbestle çalışmalardan, zorunluluk halleri dışında kaçınılmalıdır. Önlemlerin eksiksiz olarak alınmadığı bir çalışmada ortama çok fazla asbest lifinin salınması söz konusudur.

25/01/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre asbestle ilgili yalnızca söküm, yıkım, tamir, bakım ve uzaklaştırma işlerine izin verilmektedir ve bu işler yalnızca gerekli eğitimleri almış yetkili uzman ve çalışanlarca yapılabilmektedir.

Asbestli Atıklarının Oluşumu, Yönetimi ve Bertarafı

Gemi, bina veya endüstriyel bir yapıdan söküm sonucu ortaya çıkartılan asbest, “atık” niteliğinde olup “atık mevzuatı” hükümlerine göre taşınması ve bertarafı gerekmektedir. Çevre Kanunu’nun 11’inci maddesine göre; üretim, tüketim ve hizmet faaliyetleri sonucunda oluşan atıklarını alıcı ortamlara doğrudan veya dolaylı vermeleri uygun görülmeyen tesis ve işletmeler ile yerleşim birimleri atıklarını yönetmeliklerde belirlenen standart ve yöntemlere uygun olarak arıtmak ve bertaraf etmekle veya ettirmekle ve öngörülen izinleri almakla yükümlüdürler. Tüm atıkların tabi olduğu bu hüküm asbest atıklarının bertaraftı için de geçerlidir.

Ülkemiz mevzuatında yer alan 18/03/2004 tarihli ve 25406 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nin (HTİYAKY) “Yıkım İşlemleri” başlıklı 19 uncu maddesi gereğince “tehlikeli atıkların yıkımı yapılacak yapılardan ayıklanıp ve ayrı toplanması” ve “çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak amacıyla, asbest içeren malzemelerin kullanıldığı binaların yıkımı, sökümü, tamiratı ve tadilatı sırasında” 25/01/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik esaslarına uyulmalıdır.

Asbestli atıkların yönetimi konusu sadece söküm ve yıkım işleri tamamlandıktan sonra ele alınacak bir konu olarak düşünülmemelidir. Asbest içeren atıklar, her gün mesai bitiminde toplanmalı, asbest işareti taşıyan poşetlere konulmalı ve işyerinde düzenli biçimde depolanmalıdır. Atık prosedürleri ile ilgisi olmayan personelin atıklara erişimini engellemek için gerekli uyarı ve koruyucular yerleştirilmeli, ayrıca asbest depolanan konumlara girilmemesi gerektiği tüm çalışanlara bildirilmelidir. Depolanan malzemenin poşetlerde delik açması ihtimali varsa (örn; sivri uçlu, sert atıklar) çift poşet kullanılmalıdır. Atık poşetlerinin lif bağlayıcı solüsyonla ıslatılması da tavsiye edilmektedir. Yıkım, söküm projesi sona erdiğinde veya atıklar taşınması ekonomik olacak miktarda biriktiğinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığından lisanslı atık taşıma firması ile ve yetkili atık bertaraf kuruluşu ile sözleşme imzalanarak atıkların mevzuata uygun şekilde taşınması ve bertarafı gerçekleştirilmelidir.

Kanserojen özellikleri dikkate alındığında, asbest içeren inşaat atıkları ve diğer asbest atıkları; yakılarak bertaraf edilmesi ya da malzeme geri kazanımının uygun olmaması nedeniyle, Atık Yönetimi Yönetmeliği (AYY) EK-2/A’ da yer alan D5 “Özel mühendislik gerektiren düzenli depolama (çevreden ve her biri ayrı olarak izole edilmiş ve örtülmüş hücresel depolama ve benzeri)” bertaraf yöntemiyle nihai bertarafının gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Asbest İçeren atıklar AYY Ek4 Atık Listesi içerisinde, toplamda 9 çeşit atık koduna sahip olup, atık kod ve tanımları aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Tablo1:Asbest İçeren Atıklar

*(A) işaretli atıklar, AYY ek-3/B’de yer alan tehlikeli atık konsantrasyonuna bakılmaksızın tehlikeli atık sınıfına girer. (M) işaretli atıkların tehlikelilik özelliklerinin belirlenmesi amacı ile konsantrasyon değeri özelliklerine bakılır.

Süreko Tesislerinde Asbest Bertarafı

Tesisimiz, Manisa  İli, Kula İlçesinde faaliyet göstermek olup, “Ege Bölgesi Endüstriyel Atık Bertaraf ve Geri Kazanım Tesislerine” ne ilişkin olarak 09.05.2008 tarih ve 28454 sayılı “ÇED Olumlu Belgesi” alınmıştır  ve 03.03.2011 tarih ve 17588 sayılı yazı ile “Düzenli Depolama Onay Belgesi” alınmıştır.  I. sınıf Düzenli depolama tesisimiz 2011 yılından bu yana “ Atıkların düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik (ADDDY) Ek 2 uygunluk analizleri ile atık kabullerine devam etmektedir.

Asbest içerikli atıklar,  Atık Yönetimi Yönetmeliği (AYY) EK-2/A’ da yer alan D5 “Özel mühendislik gerektiren düzenli depolama (çevreden ve her biri ayrı olarak izole edilmiş ve örtülmüş hücresel depolama ve benzeri)” bertaraf yöntemiyle nihai bertarafının gerçekleştirilmesi gerekmediği için, ADDDY kapsamında Ek 2analizden muaf tutularak, I.sınıf düzenli depolama tesislerimize kabulü yapılmaktadır. Bu kapsamda 2013 yılından bu yana tesisimizce nihai bertarafı gerçekleştirilen asbestli atıklara ilişkin veriler ekli grafikte sunulmuştur. Özellikle son yıllarda gerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın gerekse Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığın sıkı takip ve denetimleri ile ilgili asbest atıkları konusunda atık üreticileri bilinçlenmiş olup, gerek söküm işlemleri gerekse lisanslı bertaraf tesislerine gönderimi konusunda asbest güvenliği farkındalığında artış görülmeye başlanmıştır.

Grafik 1: Süreko - Yıllara göre asbestli atık kabul miktarları

13 Kasım 2018 Salı

Tüm Haberler